top of page
Cansu-Dilmaç-logo

Hiçbir Şey Tesadüf Değildi

  • Yazarın fotoğrafı: CANSU DİLMAÇ
    CANSU DİLMAÇ
  • 3 May
  • 2 dakikada okunur



Yaklaşık 7 aydır hamileyim.

İşimi Temmuz’da bırakmamla beraber Ekim ayında hamile olduğumu öğrendim ve Temmuz’da doğumum olacak. İki Temmuz da benim için bir dönüm noktası gibi görünüyor.

Eskiden hamileliği ve çocuk sahibi olmayı bir kadının önünde engel olarak düşünürdüm. Çok zaman, emek ve sorumluluk gerektiriyordu benim algımda. Bu yüzden uzun yıllar çocuk sahibi olmak istemedim. O yıllarda bana sorsanız mantıklı açıklamalarım vardı ama derininde ne olduğunu ben de bilmiyordum. Sadece içten içe bunun getirdiği huzursuzluğu seziyordum. Sonra algım üzerinde çalıştıkça bu düşüncelerin bilinçaltımdaki güvensizlikten kaynaklandığını fark ettim.

Önceki hamileliğimde gelişmeyen bir fetüsü üçüncü ayın sonunda bedenim bırakmaya karar verdi.

Operasyon için belirlediğimiz günden önce kanamamın başlaması.. Eşimin o gece çalıştığı ülkeden gelememesi.. Hastane odasında yalnız olmam..

Hiçbiri tesadüf değildi.

Tek başıma tam düşük anımda, o fiziksel acının içinde bedenim acıyla bütünleşmişken bir yandan bir sınavın içinde olduğumu biliyordum. Göremediğimi görmek için, kendimi görmek için yaşıyordum o anı.

O an karar almıştım. Tatmin olmadığım bir yerde kalıp huzur bulamadığım şeyleri yapmayı bırakacaktım.

Benim varlığım bu kadar küçük değildi. Zihnin dar kalıplarında yaşayıp ölecek biri değildim. Benim varlığım daha fazlasıydı, hissediyordum. O ayrılık acısı bana bir şey göstermeye çalışıyordu. Tüm gece bu düşüncelerle defalarca uyandım.

Kendimi biraz toparladıktan sonra içime döndüm. Zihnimi ve duygularımı ortaya koyarak bunun nedenini anlamak için çok çalıştım. Meditasyonlarıma düzenli devam ettim. İdrak etmek için dua ettim.

Ve zamanla anladım, idrak ettim.

İşimi bırakma kararımı uyguladım. Dinlendim. Kendimle çalışmaya devam ettim.

Bu hamileliğimi öğrendiğimde ise her şeyi oluruna bıraktım. Ne olacaksa Yaradan’dan biliyordum. Başından beri daha büyük farkındalıklar ve dönüşümler yaşadım. Dha da yavaşlamaya başladım, yavaşladıkça içime daha çok döndüm.

 Yaklaşık üç yıldır yaptığım meditasyon pratiğim bu süreçte derinleşti. Bazı günler sabah ve akşam toplamda üç saate kadar kendiliğinden oturduğum oldu. Bedenimin stres atmak için verdiği tepkileri gözlemledim. Esnemeler, gözyaşları…Ve sonra yerini daha önce hiç hissetmediğim bir huzura bıraktı.

Bebeğimin varlığıyla birlikte içsel olarak daha da derinleşmeye başladım. Sessizlikteki huzur arttı.

Eskiden de meditasyonda evimdeymişim gibi hissederdim ama bu sefer daha derin.

Seninle birlikte atan bir kalbin varlığını bilmek..Onu hissetmek..Gün içinde yavaşlamana izin vermek…

Bir hayatla bağ kurduğunu hissetmek, ruhunun daha derin taraflarını deneyimlemek.

Bu süreç bana, bedenin ötesinde bir varlığım olduğunu daha çok hissettirdi.

Onun varlığı…Onun senin içinde adım adım büyüdüğünü hissetmek…

Bir kadın olarak bedeninin ve yaratım gücünün muhteşemliğini gösteriyor.

Kalbin, “ben eşsiz bir yaratıcıyım” hissiyle atıyor.

Kendi varlığının muhteşemliğini tadıyorsun.

Günlük hayatta bedenin ağırlaştıkça yavaşlamak ise bırakmanın gücünü deneyimlemeni sağlıyor.

Ben evrensel yaratıcı enerjinin bir parçası olarak kendi eşsizliğimi ve yaratım gücümü daha net hissediyorum.

Ben eşsizim .Eşim eşsiz.

Ve içimde büyüyen canlı tamamen eşsiz.

Bunu hissetmek, beni dış dünyadan alıp kendi içimdeki o sonsuz yaratıcı alanla daha derin bir bağa götürüyor.

O gün hastanede yaşadığım acının arkasında sorguladığım ve sezdiğim her şeyin peşine düşmem ve cesaret etmem sayesinde bugün bu deneyimi bambaşka bir yerden yaşıyorum.

Bugün geriye baktığımda, o gün yaşadığım hiçbir şeyin tesadüf olmadığını biliyorum.



Eğer bu yazı sana bir yerden dokunduysa, benzer bir süreçten geçiyorsan benimle iletişime geçebilirsin.


Cansu Dilmaç


 
 
 

Yorumlar


bottom of page